11 Mayıs 2010


Saatler ne kadar hızlı ilerliyor. Sanırım bir acelesi var. bir yerlere yetişeceğiz de benimmi haberim yok...
Cuma gecesine bir kala büyük aşkımız geldi. Özlem gelmek ile gelmemek arasında kalmış:) gerçi her zaman ki gibi pek fazla konuşmadan ama hep paylaşarak anı yaşayarak geçti.
Elini bize Yalova-Gemlik uzattı. Güzel bir feribot ile başladı. İnmeye yakın gelen tost ve çaylar ile kahvaltı yaptık. hava güzel Zeynep şahane daha ne olsun..
Bu aralar Zeynep ile dışarıda tuvalete yetişmelerimiz, bulduğumuz yerlere yapmamız tam bir komedi. Feribotta çöp kovasına bile yapmak zorunda kaldık daha ne diyeyim.
Pazar günü oldum olası sevemem adından mı yoksa tadından mı bilmem ama işte öyle bişey, veee akşam büyük aşkı bir sonraki buluşmaya kadar gönderdik.

Pazarertesi günü meleğimizin burnu akmaya başlamış. Salı günü bir de huysuzluk diyorlar ama aslında kendini güvende hissetmek için benimle olma isteği ile ağlamaları sarılmaları artı, bende Dr.gitmek üzere evden ayrıldım. Dr. minik bir kırmızılık dışında gayet güzel buldu. Artık bünyesinin bu minik kırmızı canavarı uzaklaştırması dilerim.

Beylikdüzü açılan doğal pazara gittik. 10 tane pazar standı içinde hallerinden pekde memnun olmayan insalar vardı. çünkü giden insan sayısı da o kadar dı :( Haziran da Cumaertesine alınacakmış. Hadi umarım daha çok talep olur. ve umarım insanlar bu alanda da hile hurdaya gitmezler. Temiz ve dürüst herşeye ihtiyacımız var. Yarınlarımız güzel meleklerimiz için.
Biz fide(domates,patlıcan,biber,salatalık,çilek) aldık. Ayrıca tahta oyuncak ve meyva-sebze de aldık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder